Sağlıkla ilgili en son gelişmeleri takip etmek istiyorsanız e-posta adresinizi yazınız

   
 
Üyelik İptal
Gece Terlemesi, Nedenleri ve Tedavisi


Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi

Gece terlemesi çok sık karşılaşılan şikayetlerden biridir. Hemen herkes zaman zaman gündüz veya gece uyku sırasında bir miktar terleyebilir.

Bu anormal bir durum değildir, çünkü terleme esasında vücudumuzun doğal fonksiyonlarından biridir. Organizmamızın dış ortam ısısının yükselmesine karşı en önemli savunma araçları, derideki damarların genişlemesi ve terleme ile sıvı kaybedilmesidir. Sağlıklı bir insan günde 500-1000 ml kadar ter çıkarır.

Gece terlemesinin bir hastalık belirtisi olarak değerlendirilebilmesi için, terlemenin yatak takımlarını ıslatacak ve kişiyi uykusundan uyandıracak boyutlarda olması gerekir. Terleme ile uyananların bazıları kendilerini ateşli hissederken, bazılarında ise üşüme ve titremelere rastlanır.

Gece terlemesine neden olabilen pek çok hastalık vardır.

TÜBERKÜLOZ
Gece terlemesi denince akla gelen hastalıkların başında tüberküloz yer alır. Tipik tüberkülozlu bir hastada öksürük, az miktarda balgam, iştahsızlık, halsizlik, kilo kaybı ile beraber hafif ateş ve gece terlemesi vardır. Bu hastaların muayenelerinde genellikle önemli bir bulgu yoktur. Tanı için akciğer röntgeni çekilmesi, balgamda tüberküloz mikrobunun aranması ve kültürü gerekir.

LENFOMA
Hodgkin lenfomalı hastalarda haftalarca süreyle dalgalanmalar gösteren yüksek ateşle beraber gece terlemeleri olabilir. Boyundaki lenf bezlerinde ve dalakta büyüme vardır. Kesin tanı için lenf bezlerinden biyopsi yapılır.

MENOPOZ
45-55 yaş arası hanımlarda gece terlemesinin menopozla ilgili olması da mümkündür. Adet görmenin kesilmesiyle beraber kanda östrojen hormonunun azalması ateş basmaları, uykusuzluk, sinirlilik, çarpıntı.. gibi belirtilerle beraber gece terlemelerine de neden olabilir.

ŞEKER HASTALIĞI
Diyabetli hastalarda geceleri kan şekerinin düşmesi(hipoglisemi) terlemelere yol açabilir. Bu durum diyabetleri kontrol altında olmayan ve gündüzleri yüksek dozda insulin alan hastalarda daha fazla görülür.

HİPERTROİDİ
Boyundaki troit bezinin fazla miktarda hormon üretmesi, yani hipertroidi de gece terlemelerinin iyi bilinen nedenlerindendir. Hastalarda ayrıca, sıcağa tahammülsüzlük, çarpıntı, sinirlilik, kilo kaybı ve adet düzensizlikleri de olabilir. Tanı için kanda troid hormon düzeylerine bakılır.

UYKU APNESİ
Uyku apnesi, yani uyku sırasında solunumun tamamen durması erkeklerde kadınlara göre iki misli fazla görülür. Her yaşta rastlanabilir, ancak hastaların çoğu orta ve ileri yaşlardaki kişilerdir. Şişmanlık ve boynun geniş olması en önemli risk faktörlerindendir. Başlıca belirtileri, horlama, uykuda solunumun durması, gündüzleri uyuklamadır.

REFLÜ HASTALIĞI
Reflü hastalığının en önemli belirtisi, göğüs kemiği arkasında ağrı olmasıdır. Bu, yemeklerden sonra ve geceleri daha şiddetli olan, öne eğilmekle artan, yanma şeklinde bir ağrıdır. Bazı kişilerde ağza mide içeriği ya da acı su gelmesi, geğirme ve yutma güçlüğü gibi şikayetler de görülebilir.

İNFEKSİYONLAR
Başta AİDS olmak üzere, EB virüsünün neden olduğu infeksiyöz mononükleoz gibi enfeksiyonlar ve karaciğer, dalak apseleri de gece terlemesi ile beraber olabilir.

İLAÇLAR
Başta ateş düşürücü ve ağrı kesiciler olmak üzere pek çok ilaç da terlemeye neden olabilir. Ayrıca, bazı yüksek tansiyon, depresyon ve meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlar ile alkol ve baharatlı yiyecekler de gece terlemelerine neden olabilirler.
Kaynak: Prof.Dr.A.Rasim Küçükusta
Okunma sayısı: 171462
 Sayfa Başı
 Geri Dön
 Anasayfaya Dön
 
Sayın kullanıcımız:
saglikvakfi.com ve saglikvakfi.org.tr' nin içeriği, kullanıcıyı sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut ilaç tedavisinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. saglikvakfi.com ve saglikvakfi.org.tr'nin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.